Benliğim ve Caddeler

Selam.Her gece yazma rutinim tam gaz devam etmekte fakat bazı sorunlar var,beni tanımıyorsunuz ki.Ben 21 yaşında,gençliğinin baharında bir gencim.Ben 3 yıldır düzenli olarak otostop ile geziyorum ve tabiri caizse sokaklarda yatıyorum.Ama size kötü olarak görünmesin bu durum çünkü mutluyum.Bundan 3 yıl önce yol ile tanışmadan önce herkesin olduğu gibi benim de hedeflerim vardı.Yine sıradan bir gün okuldan gelmiş bilgisayarın başına geçmiş haberlere bakıyorken,bir anda bir başlık gördüm.’Otostop ile 78 il gezen kadın’ adı altında bir haberdi bu.Sonra açtım ve tüm makaleyi okudum.O sıralar hem bunlar ile ilgili araştırma yapıyorum,hem de okula gidip geliyordum.Hedefim tıptı ve eğer sınava girseydim başarabilirdim muhtemelen.Ama yaz geldiğinde ben yola çıktım.Yaz tatiline 6 ay vardı ve benim bunu aileme anlatmam 6 ay sürdü.Psikologlar gezdik ama bu bir hastalık değildi ki.Yaz geldiğinde aileme(ya beni böyle kabul edin ya da bir daha gelmeyeyim)sitem ettim.İçimden lütfen gel demelerini umuyordum ve nitekim de öyle oldu.Yol maceralarımı farklı hikayeler şeklinde aktaracağım,eğer isterseniz.Ben bu koskoca 3 yılda 18 yaşımdan daha çok yaşadığımı hissettim.Öyledir ki zaten şu an bu satırları okuyorsunuz.O sıra aklımı kurcalayan 2 şey vardı;döngü ve kapitalizm.Döngü dediğim olay,25 yaşına kadar okuyup kendi dengin birisi ile evlenip,2 çocuk yapıp sadece onlar için çalışmaya başlamaktı ve ortalama 70 yıllık bu Dünya’yı o kadar ciddiye almamaya başladım.Kapitalizm sisteme açıkçası hala karşıyım,çünkü hep zenginler en zengin,fakirler ise en fakir olmaya devam ediyor.Bir de lükslerimizin peşinde koşmak var tabii.Hayatta yemek ve barınmadan başka tüm her şey lükse girer ve baktığımız zaman sadece lükslerimiz için çalıştık.Bu Dünya’da herkese her şey eşit derecede dağıtılsaydı Küba gibi,şu an anarşist değil de daha farklı görüşlerde olabilirdim.Bana nerelisin diye soranlara hep Dünyalıyım diyorum çünkü milliyetçilik olayına da karşıyım.Kavgalar yaratıyor,daha fazla güç için çaba harcanıyor,halkım halkım diye gezen Devlet başkanları kendi egolarını tatmin etmekten başka hiç bir işe yaramıyorlar.1939 yılına kadar herkes istediği yere özgürce seyahat edebiliyormuş.Bu duruma üzgünüm.Benim babam işçi sınıfından olduğu için seyahatimi destekleyecek maddi bir geliri yok.O yüzden yollarda sadece iyi insanlara denk gelerek geçimimi sağlıyorum ve inanın çok mutluyum.Daha fazla kendimi tanıyorum,daha fazla insan tanıyorum ve deneyim kazanıyorum.Dün öğrendiğim şeyleri bugün bir başkasına anlatarak onun da bilinçlenmesini sağlayabiliyorum.Sırtımda kocaman bir çanta,yanında çadır,yanında battaniye,üstte uyku tulumu bir oraya bir buraya geziyorum sadece.Daha önce hiç kitap okumuyorken şu an gün de 50 sayfa kuralım var.Mevlana’nın bir sözü var ya;Dün akıllıydım,Dünya’yı değiştirmek istedim.Bugün bilgeyim,kendimi değiştiriyorum diye.İşte tam olarak bunu gerçekleştiriyorum ve bir doğa anarşisti ve eğlence arayan bir insan olarak karşınızda duruyorum.Öyle ki bana zamanında karşı gelen ailem şu an emekli olup bir an önce karavan alıp yola çıkmayı düşünür oldu.Size çalışmayın demiyorum açıkçası,sadece ihtiyacınız kadar çalışın ve geri kalanını yoksul insanlara bağışlayın.Şimdiler de ben de memleketime dönmüş ve çalışır vaziyetteyim.İlk defa Dünya’ya açılıyorum ve bunun için Hindistan’ı tercih ettim.Bunları hem Youtube,hem burası,hem de İnstagram üzerinden paylaşacağım efendim.Dünya’ya açılıyorum derken,hemen Hindistan’ı gezip geri gelmeyeceğim.En zor şartlar altında Ülkeler değiştirip olabildiğince açık şekilde iyi ve kötü deneyimlerimi size aktaracağım.Bana 1 insan dahi destek çıkarsa bu beni çok mutlu eder açıkçası.Yani yazımın şu noktasında isen zaten benden daha mutlu insan olamaz.Lütfen mazlumun ahını değil sevgisini alın.1980 model araba da,2019 model araba da aynı işlevi görecek,insanlara kendimi beğendireceğim diye uğraşmaktan vazgeç efendim.Sorularınız var ise hepsini cevaplamaya hazırım.Seni bu güne getiren her şeye bir teşekkürü borç bil.

Kalıcı Bağlantılar

Cesedimin başına oturdum bugün.Başladım kitaplardan konuşmaya.Elflerden konuştum,bin bir gece masallarından bahsettim,şiirlerdeki sanatı anlattım ve kendimi kaybedişimi anlattım bu gece.Zorunlu yaşanan hayatlardan bahsettim,kaybettiğim insanları anlattım,tüm Dünya’nın bitişini anlattım.Usulca beni dinlemeye devam ediyordu,gülümseyerek.Bu benim ruhumdu,orada duran sadece bedenim.Birbirimizden çok farklıydık.O gitmek isterdi hep,ben bilirdim ki cehennemin dibine de gitsen yine gittiğin yer sen olacaksın.Yattığı halının üstünü kokusu kaplamış,yanına yattım ve sarıldım.Bu gece tepki verme,sene 1946.Bizi izleyen sadece yorgun bir gramafon.Çalan şarkı Safiye Ayla’dan.Hasretle bu şeb gâh uyudum gâhi uyandım diyor Safiye hanım.Bedenim biraz efkarlanıyor ve kendini parçaya bırakıyor,nede olsa o bunun son şarkısı.Dönüp pencereye uzanıyor ve bir sigara yakıyor.İnsanların acelece koşuşturmasını izliyor,acaba ne düşünüyordu?İkimiz de gerçekten bir fikrin ortağı mıydık?Güneş bedenini yavaş yavaş parçalıyor ve o buna karşı koyamıyor.O artık gidecek ve ruhum hep bu Dünya’da yaşayacak.Bedenim kendini hiç doğru kullanmadı.Gözleri daha güzel şeyler görecek iken,şehir karmaşasında boğulup kayboldu.Belki de Tanrı’nın deneme tahtası bedenimdi.Bir sanatta ya da kitaplarda buluşamadı kimseyle.Kimse onu ciddiye almak istemedi çünkü diğer insanlardan olmadı hiç.Gösterişli hayatlar ile mayasının tutmayacağını bilirdi bizim akıllı.Bedenim gökkuşağı kadar renkli ama kimseyi görmeyecek kadar siyah beyaz olmuştu.Kısır döngülerden de hep nefret etti,şu an bu satırları yazacak kadar da cesaretli ama.O Dünya’yı güzel görüp ölmek istedi ama çoktan zengin insanlar vardı artık.Elindekine sarıl,elindeki tek şey hüzün olmadan.Bedenim daha ölmedi,onu kurtarmak istiyorum.Birlikte ortak düşündükçe bu satırlarda buluşacağız onunla.Yüzünü çevirme bana Ela göz.

Feza’da Kayboluş

Bugün kimin günüydü?Yeryüzü yine küstü bizlere.Yeryüzü yine toprağına kabul etmedi bizi.Yeryüzü yine tahrip etti bizleri.Yeryüzünün bir isteği var aslında,biraz empati.Ama insanlar demirden dil miydi?Yeryüzü hakkında konuşmayı pek sevmem,kıskançtır.Titreten bazı insanlar vardı bizleri.Kitap olarak sadece onları okuduğumuzu bir bilselerdi şu an Satürn daha çok mutlu olabilirdi.Soluma dönüyorum bir duvar,sağıma dönüyorum bir duvar,gerçekten mahvolmuşuz.Bugün de Doğa Ana’nın kollarına kaçamadım,özür dilerim kendimden.Bugün yine yalanlar ile çevrildi duvarlarım.Önüme döndüm ve kitabımı açtım,sonra Dostoyevski’nin bir sözünü gördüm;Aşağılık insanoğlu her şeye alışır dedi.Sustum.Ölüme dahi gidiyorsan beyaz güllerden vazgeçme dediğini bir kez daha fısıldadı kuşlar bana.Bu Dünya’nın yalan olduğunu bile bile aldandık.Neden kendinden vazgeçtin?Gecenin mavisine bak ve mutlu ol.Bugün balıkları izlemeye gider misin?Feza’nın balıkları…Yeryüzünün en geniş ailesi.Siz sandınız ki eko egodur.Ama sen onlarca galaksinin bir tanesinde,bir tane gezegende,bir ülkede,bir şehirde,o şehrin karanlık caddelerinde sigarasını yakan aciz bir insansın sadece.Koridora doğru uzanıyorum ve ölüm beni bekliyor,kendi odamdayım ve zaten ölmüş oluyorum.Gökten bir şeyler yağıyor sanki,bir takım fısıldamalar,evet evet bunu hatırlıyorum.Dediği tek şey yine kendine zarar verme demek oldu.Bir bağ evine kaçmaya karar veriyorum.Ama yine de gidemiyorum,psikolojik hapishanem buna izin vermedi.Ama neyse ki bu sisteme başkaldırmak için keyfim hep yerinde.Sen Tanrı değilsin insan.Sen ruhunun bir parçasısın.Bana güzellik ile değil acı ile bakılmasına ihtiyacım var.Beni biraz anlayın.Bardağımın ardından bir ışık hüzmesi gözlerime doğru yansıyor.Bembeyaz bir melek gibi.Kitaplarım beni çağırıyor,gitmem gerek.Sabahın neşesi ile akarsularını birbirine karıştıracağımız günler çok yakındır.Sen bir ağaç kadar insansın,unutma.Feza hepimizin,buna karşı koyma.İyi zamanlar…

Çok Zekiyim Ya Da Şizofren

Hayatı çok mu toz pembe görüyoruz?Düşünmeden edemiyor insan bir gece daha.Umutlar yıkılıp gitmiş.Yine kitap sayfaları bomboş.Ben ya aptal ya da çok zeki olmalıyım.Tekrardan herkese açık günlüğüme hoş geldin.Bilinçlenmenin de ötesinde şeyler istiyorum.Kendimi bir yola sokmaktan çok,her yolu denemek istiyorum.Sizin gibi iş sahibi olmak kolay değil mi?Herkesin bana hak verdiğini biliyor ve görüyorum.Ama ben hep tek oldum ve tek kaldım.Sanırım benim gibi bir insan bu Dünya’da hiç olmadı zaten.Hiç suçlamadım kendimi,yanlış zamanda Dünya’ya geldim diye.Bir de kendi Dünyan vardı ve bunu değiştirebilirdin ve evet ben bunu başardım.Koskoca Ütopya’da ya çok zekiyim ya da gerçekten bir şizofreniyim.Neydi beni buna iten peki?Tabii ki sizlerdiniz.3 yıldır yolda olmamın ve yeni insanlar ile tanışmamın etkisi büyüktür.Kitapları da söylemeden geçemeyeceğim,kitaplar yolumu çizdiler,insanlar ise o yolda beni doğru ve yanlış bir şekilde sürüklediler.Evet herkese güveniyorum,gerçekten ya çok zekiyim ya da bir şizofren.Ama gerçekliği de görmemek için kendimi alkole de ittim.Bu Dünya bir kitaptır ve gezmeyenler sadece bir sayfasını okumuş gibi olur diyor ya Christopher McCandless,işte gerçeklik bu idi.Lükslerimizi azaltmaz isek bu Dünya daha nasıl daha güzel olabilirdi?Sizin gibi değilim,sizden birisi değilim evet ama içinizdeyim.Beni arşa ulaştıran şey ise meditasyon.Ama yine sizler gibi tonlarca para dökerek yapılan meditasyonlardan değil benim bu yaptığım.Sadece doğada zaman geçirdiğinde dahi meditasyon yapmış oluyorsun zaten.Hep birilerine güzel olacağız diye çabaladık ama yine de kendi etrafımız da dönüp durduk.Evet benim düşüncelerim bu yönde,ya ben çok zekiyim ya da gerçek bir şizofren.Zaman akıp giderken size kendimi aktarmaya ve teşekkür etmeye devam edeceğim.Sen de teşekkür etmeyi unutma.Şimdi bir Camel-Rajaz aç ve arkana yaslan,sonra bir sigara yak ve düşün sadece.Ben sizin gibi milliyetçi de olamadım hiç.Sanırım daha çok etnik ve komün bir hayat istiyorum ama artık çok zor çünkü yeşilliklerimizi yok ettiniz.Dünya hepimizin dedik ama sadece zenginlere kaldı.Ben sizler gibi makamlara da yükselmeyeceğim,makamlara geleceğim diye yöneticilerimin kıçını da yalamayacağım.Gerçekten ya çok zekiyim ya da şizofren.Dert anlatmayı boşver,dert edinme.Fotoğraf değil,mutluluk çekil.Belki gerçek aşkı bulduktan sonra evlenirim.Zaten hep aşık olmak istedim çünkü çoktan yaşayacağım her şeyi yaşadım.Keşke sarkık bir şekilde yaşasaydım diyorum ama.Önümde uzun bir süre olduğunu ve her günü dolu dolu yaşayacağımı hissedebiliyorum ve ben Dünya’ya 2 kişi bakmak istiyorum.Ya çok zekiyim ya da gerçekten şizofren.Kısa bir iç dökmesinden sonra bugünlük satırlarımı bitirmek istiyorum.Saat 01.47 ve sizler gibi olmadığımı tekrarlamak istiyorum.Ya sen benden ol ya da beni hiç bir zaman anlama.

Pink Floyd-Hey You

Fedakarlığın Doruk Noktaları

Aşk diyince 2 şey düşünürüz genelde.Aşk merhamet ve ilgiden mi ibarettir?Çocukluktan başlayıp,asıl sınavının olduğu şeydir,aşk.Ne güzel değil mi,bir yolda 2 kişisin.Erkeğin ilgisi ve kadının merhameti birlikte olunca nasıl da mükemmel hikayeler ortaya çıkıyor.Yüzyıllardır savaşın durdurduğu tek şey,aşk.Her şeyin kurtarıcısı olduğuna inandığım,aşk.Ama aşk neden bir anda basit bir şey oldu ve neden herkes aşık?Kitaplar bitmez,yollar bitmez,sigaralar tükenmez ve senin tek düşündüğün şeydir,aşk.Bir gün mutlaka o hisse sahip olacağını düşünürsün ve aşık olduğunda Tanrı duyguların,heyecanların,korkuların,hüzünlerin,mutluluğun,şiirlerin hep bir noktaya doğru eğilir.Gecenin karanlığında yolda yürüyorsun,sigaranı yakmışsın ve gökyüzüne doğru umutla bakıyorsun,işte aşk bu;Umut.Bir kuşun ötüşü gibi,doğanın yeşilliği gibi,bir anda en kötü hislerin ve görüntülerin güzelleştiği şey,aşk.Ağlamayı bırakma,kendini özgür bırak.Kendine bir hayat sağla ve aşık ol.Şu sıralar aşkın yönünü değiştirdiler gibi ama,çünkü aşkın özgürlük değil zulüm olduğunu göz önüne getirdiler.Ama sen değil miydin aşık olduğunda çocuklar gibi oradan oraya koşan?Aşk nasıl bir şey ki şu an bana bu satırları yazdırıyor.Bunca kaosun ortasında sevişmek kadar güzel bir şey var mı?Biliyorum burada aşkı anlatmaya çalışsam satırlar,sayfalar,fotoğraflar,kitaplar,şarkılar,hisler bitmez,bitmeyecek.Sevdiğinin kulağına eğil ve nağmelerini ona dök.Sen aşık olduğun ile güzelsin,aşık ol.Aşk büyüsüne kapılma vakti geldi.

Doğa Ana’ya İhtiyacımız Var

Bugün yine birazcık daha yapmacık oldun.Gereğinden fazla kafaya taktın.Önceliklerin hep yanlış oldu.Dost istemiştin ama artık o da yapmacık bir şeyden ibaretti.Bir sigara daha yaktın ve düşünmeye başladın.Dur dur,bunların kötü olduğunu söylemiyorum ben,sana diyeceğim şey iyi ki yapmışsın bunların hepsini.Ne kadar istesek de hiç bir zaman genel olarak hedeflerimize ulaşamıyoruz.Ama sen bunun farkına varıp artık fedakarlık göstermelisin.Maddiyat uğruna maneviyatından vazgeçme.Vazgeçtiğin an zaten sürünün bir parçası olmaya devam edeceksin.510.100.000km karelik bu Dünya hepimizin.Kurallar,engeller,zincirler olmadan yoluna devam et.Kendi içinde bir anarşizm yarat.Bu Dünya eğlence için varsa sadece eğlenmene bak.Sen sensin.Sadece kendi önünü görmelisin.Bir insan gelip bir insan gidecek.Bir eşyanı kaybedeceksin.Senin evin diyeceğin şey dört duvar değil,senin ruhundur.Ruhunla savaş vermekten vazgeç.21.yüzyıl icadı olan narsist,anksiyete,stres,depresyon gibi şeyler sana bulaşmamalı.Bir gün kendini öyle bir konum da hisset ki kimseler sana yaklaşmasın,sen onlar için alçal.Kitap okumaktan sakın vazgeçme.Belirlenmiş ve sana her ay ödenen paralardan uzak dur.Sınırını koruyan şey her ne ise onu uzaklaştır.İnsanlara özenmekten ve insanlara kendini beğendirmekten de vazgeç.Apaçık buraya yazıyorum,daha neyini anlamadın?Ömrüne ömür katmak ve erken yaşlanmak istemiyorsan bunları yap.Bir süreden sonra ruhunun ve bedenin çürümesine izin verme.Cesaret kazanmalısın.Özgürlük cesaret ile gelecek.Unutma ki ‘Doğada Pazartesi yoktur’bunları lütfen dikkate al.Ben,sen,biz ve tüm Dünya geleceği için bunlar gerçekten önemli.Uyumadan önce teşekkür etmeyi unutma.Başına ne hal gelirse gelsin doğaya kaç.Doğanın tek kurtarıcımız olduğunu unutma.

1969 Woodstock Günlükleri

Selam Woodstock.Yıl 1969 falan olmalı.İşte Abbie Hoffman,bir Tanrı gibi.Herkesin kalbinde olup biten bir tek şey vardı;özgürlük.Naturalism,Nudism,Kapitalism gibi olgulara bakmadan önüne ilerleyen Woodstock.Bugün neden bundan bahsediyorum biliyor musun,Woodstock gerçekten bir öncü.Zamanın ilk Hippileri gerçek bir akım başlatmıştı ve 21.yüzyıla geldiğimiz de dahi bu akım devam etmektedir.Hiç bir şeyi umursamadan,esrarlarını yakıp üstüne asit atıp tripten tribe koşan gençler.Gençler dediğime bakmayın,yaşlısı da genci de bunun içerisinde aslında ama gerçekten herkes özgür ve genç.Belki kötü yanları da vardır ama size göre kötü yanları,işinize gelmeyen bir kaç noktadan ibaret.Bir Woodstock festivaline karar veriliyor.Tahminen 25-30 bin aralığında bir katılım bekleniyor ama bu rakamlar hiç beklenmedik seviyeye çıkıyor.Ortalama 500-600 bin kişinin katılımı ile kurtuluşun yolu başlıyor.Sonra sahneye Jimi Hendrix çıkıyor ve ortalığı gerçekten kasıp kavuruyor.Festival yolunun 8 km ötesinde trafik sıkışmış duruma geliyor ve insanlar Vosvos arabalarından inip yürümeye başlıyorlar.Düşünceler cinsellik değil,düşünceler bambaşka boyutlara doğru yol almış durumda aslında.İşte hippilik kavramı da burada başlıyor.Hiç bir hippinin kendinisini hippi olarak kabul etmediği gibi bunun ruhlarında olduklarından haberdarlar.Aslında herkes biraz hippidir sanıyorum,herkesin kaçış noktası bir hippilikten ibarettir.Sen de demişsindir,karavanımı alsam da yollara düşsem diye,evet evet bunu inkar etmemelisin kesinlike bunu söyledin.Bunu biraz daha araştırmaya ne dersin?Borçlarından,iş yükünden,okulundan,geleciğinden,eşyalarından,değer verdiğin her şeyi bir kenara bırakıp,içine bir ukte olarak bunu yerleştir.70 yıllık yaşamında kendine ve özgürlüğüne değer ver.Ailenin ve çevrenin senden istediği belli başlı şeyler vardır.Bunları bir kenara bırakıp kendini düşün.Bir süre sonra yine yalnız kalacaksın.Unutma ki sen bir elmas kadar değerlisin.Kalbin,ruhun ve bütün organların sana ait.Herşeyini paylaşacaksın ama yine de en değerli şeyin ‘sen’ olduğunu unutmamalısın güzel dostum.Yazımı buraya kadar okuduysan eğer bir şeyler değişmeye başlamıştır zaten değil mi?Hayatın hep rengarenk olsun.Ruhun da,hayatın da hep bir rengin parçası olsun.Kendinin farkına zaten varacaksın.