Kalıcı Bağlantılar

Cesedimin başına oturdum bugün.Başladım kitaplardan konuşmaya.Elflerden konuştum,bin bir gece masallarından bahsettim,şiirlerdeki sanatı anlattım ve kendimi kaybedişimi anlattım bu gece.Zorunlu yaşanan hayatlardan bahsettim,kaybettiğim insanları anlattım,tüm Dünya’nın bitişini anlattım.Usulca beni dinlemeye devam ediyordu,gülümseyerek.Bu benim ruhumdu,orada duran sadece bedenim.Birbirimizden çok farklıydık.O gitmek isterdi hep,ben bilirdim ki cehennemin dibine de gitsen yine gittiğin yer sen olacaksın.Yattığı halının üstünü kokusu kaplamış,yanına yattım ve sarıldım.Bu gece tepki verme,sene 1946.Bizi izleyen sadece yorgun bir gramafon.Çalan şarkı Safiye Ayla’dan.Hasretle bu şeb gâh uyudum gâhi uyandım diyor Safiye hanım.Bedenim biraz efkarlanıyor ve kendini parçaya bırakıyor,nede olsa o bunun son şarkısı.Dönüp pencereye uzanıyor ve bir sigara yakıyor.İnsanların acelece koşuşturmasını izliyor,acaba ne düşünüyordu?İkimiz de gerçekten bir fikrin ortağı mıydık?Güneş bedenini yavaş yavaş parçalıyor ve o buna karşı koyamıyor.O artık gidecek ve ruhum hep bu Dünya’da yaşayacak.Bedenim kendini hiç doğru kullanmadı.Gözleri daha güzel şeyler görecek iken,şehir karmaşasında boğulup kayboldu.Belki de Tanrı’nın deneme tahtası bedenimdi.Bir sanatta ya da kitaplarda buluşamadı kimseyle.Kimse onu ciddiye almak istemedi çünkü diğer insanlardan olmadı hiç.Gösterişli hayatlar ile mayasının tutmayacağını bilirdi bizim akıllı.Bedenim gökkuşağı kadar renkli ama kimseyi görmeyecek kadar siyah beyaz olmuştu.Kısır döngülerden de hep nefret etti,şu an bu satırları yazacak kadar da cesaretli ama.O Dünya’yı güzel görüp ölmek istedi ama çoktan zengin insanlar vardı artık.Elindekine sarıl,elindeki tek şey hüzün olmadan.Bedenim daha ölmedi,onu kurtarmak istiyorum.Birlikte ortak düşündükçe bu satırlarda buluşacağız onunla.Yüzünü çevirme bana Ela göz.