Yanlış Yerde Yanlış Zamanda Olmak Adına;Güvercinler!

Bir canım vardı,sana bahşettim.Bir kitabım vardı,sana bahşettim.Bir bedenim vardı,sana bahşettim.Bir ruhum vardı,sana bahşettim.Toplumun Üniversite’ye girmeyi değer olarak saydığı bir Dünya’dan merhaba.Anılar anlatılınca acıtır.Yaşanması mümkünken yaşayamadığın mutluluklara merhaba…Sanırım şu sıralar akıllandıkça daha çok delirmeyi göze alıyoruz.Rutin hayatıma merhaba,sabah 8’de kalkıp işe gideceğim.Peki ya sen,karşındaki insana acı bırakmaktan ve onu o halde bırakıp gitmekten başka ne yaptın?Her gün eriyen kalbimden merhaba…Sanırım hayat hep yanlış zamanlarda yanlış yerde olmaktan ibaret.Kimisi bir insanın yanında mutlu olacak iken,kimisi de bir Ülke’de bulunmaktan zevk alacaktır.En güzel manzaralardan merhaba…Biraz cesur ol ki,istediklerini elde edebilesin.Gitmek istediğin yere bir bilet al,sevdiğin insan ile tanış,sevgilini ya da eşini karşına al ve problemleri birlikte çöz.Cevapsız soruların cevaplarından merhaba…Bir şekilde kendini tatmin etmelisin ama bunlarla beraber yenilikleri de hayatına almalısın.3.sınıf pavyon şarkıcıları adına merhaba…Peki sen,gecenin köründe güneşi beklemekten başka ne yaptın?Neden hep tutacak bir el bekledin de ellerini cebine sok,ben kalkmasını biliyorum diyemedin?Yalnızlıklar adına merhaba…Sen ölürken arkada hiç bir müzik çalmayacak ve bazen tüm koşullar uygunken dahi ölemeyeceksin.Sevdiğin şarkıları son anın gibi dinlemekten vazgeçme.Ve şimdi bunu yavaş yavaş hayatına da uygula.Eşyalarla dolu 4 duvardan merhaba…Belki de şu an son perdemiz de son oyunumuzu oynuyoruzdur,ne dersin?Sahnemi seninle paylaşabilir miyim zarafet kadın?

Çaba göstermek boşunadır, ama bizi oyalar. Akıl yürütmeler asla bir sonuca varamaz, ama eğlencelidir. Sevmek bir karın ağrısıdır, ama belki de sevmemekten iyidir.
-Pessoa

Belki Yeniden Karşıma Çıkarsın

Aynı yollara hoş geldiniz.Bugün size bir hikaye anlatmak istiyorum.Zamanın behrinde bir adam yaşarmış.Bu adamın 2 tane küpü varmış ve o küpler ile sürekli bahçesinde ki çiçeklere dereden su taşırmış.Küplerden bir tanesi sağlammış,bir tanesi de kırıkmış ve kırık küp bu duruma üzülürmüş.Bu bir süre daha böyle devam etmiş.Kırık küp dayanamayıp en son sahibine bu durumu iletmiş,sana faydam dokunmuyor diye.Ertesi gün adam kırık olan küpe geçtiği yolları göstermiş.Yolun kenarında çiçekler,böcekler ve yeşilin her tonu varmış.Kendini önemsiz görme,bak bu senin yarattığın Dünya demiş adam.Demem odur ki insanoğlu,hiç kimse değersiz değildir.Din,Millet,Görüş,Fikirler demeden her insandan bir şeyler kapmamız gerekiyor.Çünkü Dünya başka türlü çekilmiyor.Birileriyle tanışmadan önce,onlarında kendi içlerinde ufak bir Dünya barındırdığını unutmayınız ve bazen bambaşka farklılıklar birbirimizin birleşmesi için en doğru şey olabiliyor.Şunu da unutma ki;Sana en uzak yer aslında sırtındır.O yüzden bir şeyi çok yakın görürken,çok da uzak olduğunu aklından çıkarma.Hayatınıza yeni ufuklar açmaktan çekinmeyin.Rutine bağlayan her şeyin çok sıkıcı olduğunu unutmayın.Bugün seni bekleyen insanlara şans ver.O gece seviyormuş gibi davran,zamanla belki seversin.Tozlu raflardan bir sigara çıkar ve yak.Yağmur yağdığında dışarı çık ve eğlen.Bir bara git ve bir bira iç.Daha sayısız şey senin için bir ilk.Bugün eşini al ve karşısına geçip konuş mesela.Ellerini izle ve onunla neler yapabileceğinin farkına var.Aynada ruhuna bak ve seninle aynı ruhu paylaşan insanlar olduğunu unutma.Onlarla tanışmayı dene mesela.Üşenmekten başka ne yapıyorsun ki?Bayramı beklemeden kendine bayram yarat.Bugün,yarını düşünmeden sarhoş ol.Rutinlik değil,anı biriktir.Sahi ben kimlerle anı biriktireceğim?

Gözler Aynı Ama Hep Farklı Görecek

Cahiller Dünya’ya egemen olmuşlar ve onlardan olmayınca sana hep kötü göz ile bakıyorlar.Şiirlerin en narasına hoş geldin arkadaşım.Bir kuş kanadı gibi çarpışan yüreğim son günler çok hüzünlü.Belki de aldırmamalıydım ama sen de bilirsin ki duygularımız var.Gidilecek onlarca yol var iken sadece belirli bir yerde dönüp durmak saçmalıktır.Ya da Paulo Coelho gibi kişisel menkıbelerimizin peşinde gitmeliyiz.Dünyanı değiştirmek senin elinde ve sen ölümüne biraz daha hızlı yaklaşıyorsun.Aşkı,heyecanı,korkuyu ve bir çok duygudan acizsin.Dönüp durduğun bir kaç şey dışında ne yapıyorsun ki?Bazen diyorum ki belki bir kitap yazsam daha çok tutacak,bir şarkı besteleyip söylesem daha çok tutacak ama ne gerek var?Bildiğiniz şeyleri neden hala ben size öğretiyorum anlamış değilim ki zaten bir kulağınızdan girip diğerinden çıktığını hissedebiliyorum.Hep kurduğum düşler vardı.Bir sandalye de yüreği sızlayan kadını oturup saatlerce izlemek gibi ama ne kadın kaldı ne de onun sızlayan dertleri.Ben de o saatten sonra sandalyelere küstüm zaten.Değişiyoruz ve sürekli içimizde bir şeyler ölüyor.Ne olursa olsun geriye dönemiyoruz ve herkes her koşulda kendini haksız görüyor.Kendimize ve onlara şans vermediğimiz için hep kaybetmeye mahkum kalacağız.Sokakta bir ayyaş görüyorum,kitaplarda hüzünlü insanlar,arka mahalle de açlık ile uğraşan aileler,villasında istediği çantayı alamadı diye üzülen kadın,başı boş gezen sokak kedileri,idam emri verilmiş ve elektrikli sandalyede ölümü bekleyen çaresiz insanlar…Hepsinin ortak paydası hüzün.Keşke bizi birleştiren şeylerden bir tanesi de hüzün olsa…