Dibe Batmanın Âlâsı,Çalınan Ziller

İnsanın iki yüzlülük mücadelesi…Merhaba sevgili okurlar.Üryan gelip üryan gittiğimiz bu Diyarlarda duygular ve düşünceler ne kadar sahte olabiliyor değil mi?Bir şeyleri ya da birilerini etkileyebilmek için girdiğimiz o amansız mücadele…Tüm bunlar devam ederken kendimizi sadece küçük düşürdüğümüzün farkında olmuyoruz.Bazen bazı anlar geliyor,doğrusunu bildiğimiz yalanları dinliyoruz.Bu gerçekten insanı katlanılmaz kılabiliyor.Mevlana ne diyordu oysa ki?Gel,ne olursan ol yine gel.Biz böyle olmayı beceremiyoruz sanırım.Hep birilerinden etkilenip onu da kendimize de katmak zorundayız ama ne gerek var ki?Kaç yerde bunun için bedel ödediğinin farkında mısın?O güzel şeyleri satın almak hep aklımızın bir köşesinde duruyor oysa ki.Ama ne gerek var?Seni güzel yapan şeyin kalp olduğunu unutmuş muydun oysa ki?Bir manzara kadar güzel insanlar,şekilden şekile girip hiç oluyorlar.İhtiyacından fazlasını hep istediğin için bu Dünya’da hala açlıktan ölen insanlar olmaya devam edecek ve sen bir nebze bunu engelleyemiyorsan gerçekten cahilsin.Çevremizi kültürlü olarak tanımlıyoruz fakat sadece dış görünüşlerine bakarak yargılıyoruz.Bir insanın tarzı,görüşü,dini,şekli,yaptığı her hangi bir şey bizi ilgilendirmez.O onu yapıyor ki ona mantıklı geliyor.Lütfen narsist olmaktan vazgeç.Dünya’nın daha güzel bir yer olması için sana ihtiyacımız var,bunu biliyorsun.Sanırım diyorsunuz ki oradan yazmak kolay.Ben bunun için 30 gün de 30 kıyafet yöntemi uygulamaktayım.Bu sayıyı 7 gün de 7 kıyafete kadar düşürene kadar devam ettireceğim.Çünkü gerçekten ihtiyacımız yok.Birilerine güzel gözükmeye ya da karşı cinslerimizi etkilemeye ihtiyacımız yok.Zaten bir insan senin dış görünüşün için geliyorsa ve bununla övünüyorsan siktir et şu an kapatabilirsin.Bu yazımda bunları anlatmalıydım çünkü bir süreden sonra gerçekten dolaplar gereksiz şeyler ile doluyor.Belki çok yakınında belki çok uzağında da olsa bize muhtaç insanlar olduğunu unutma.Bir kıyafet kendine alacağına,onlara al mesela.Emin olabilirsin ki senden daha çok mutlu olacaklar ve o insanların gülüşü kadar daha sıcak bir şey olamaz bu Dünya’da.Zaten sömürüyoruz,zaten yine istediğimiz her şeyi yapıyoruz ama sadece bir şeyleri satın alırken kendine bu soruyu sor;Gerçekten ihtiyacım var mı ve kaç kere giyeceğim?

“Dünya herkesin ihtiyacını karşılayacak kadar zengindir, hırsını karşılayacak kadar değil.”

Her Biri Yıldız,Kendi Halinde

Artık ağaçlar dahi konuşmaya başladı,sen neden susuyorsun güzel insan?Neden şiirlerin içerisinde kendini bulmuyorsun?Kış gelmiş ve sanki ölüyor gibiyiz.Bir kadeh şarap alıp hiç kitap okudun mu?Yorgunluktan neden kendine vakit ayırmadın?Duygularını hep anlatmakla geçirdin ama bunlar hep başkalarının duygularıydı.Kendi duyguların ne olacaktı?Bu zamanda kim kimi önemsiyor ki?Sosyal medyanın narsist taraflarını kendimize aşılamakla meşgulüz.Yazdıklarım bir şefkat gibi…Yüreği pespembe olan okurlarım,sözlerin en güzeli size gelsin efendim.Artık duygu yaşamayalı uzun zaman oluyor.Cennet gibi kokan bahçeler yok,anlamlı gelen kitaplar ve şarkılar yok,psikoloji hapishanesinde yaşayacak bir an yok.Sadece boşluktayım.Benim anlamlarım bir yeşil kadardı belki.Penceremin buğusundan izlediğim soğuk sarılmalar gibiydi.Birbirimizi Tanrı’ya emanet edişimiz gibiydi hep…Korkularımızın en büyük sebebi gibiydi.Bir gün barlar sokağında yürürken o güzel Mandala dövmeli siyah saçlı kadını görmek gibiydi.Dam meydanında ot içmek gibiydi.Çatılarda buzların eriyip baharı müjdeleyen kuşlar gibiydi.Bir sokağın başında karşılıklı gülüp biraları yudumlamak gibiydi.Ormanda çadır atıp hep sevişmek gibiydi.Yanında uyumak gibiydi.Gecenin bu saatinde bu satırları yazmak gibiydi.Yine hep acılar ve mutluluklar ile buluştuk.Tüylerimiz diken diken oldu ve bir an boşluğa düştük.Şimdi çantamızı alıp kaçmalı mıydık,yoksa sessizce ağlamalı mıydık?Ya da bir ‘Yol’a Düş’ şarkısı açıp onu mu düşünmeliydik?Güneşin doğmasını beklerken penceremdeki ağaçlar çıtırdıyor.Git diyor ben yalnız bir varlığım ama sen yalnız olamazsın ey insan!Hiç bir zaman büyüdük diyemeyeceğiz.Olsak olsak büyük bir çocuk olarak kalacağız hep.Umarım o çocuk hep buralarda bir yerlerde olur,çünkü Dünya’nın yaşama sebebi budur.Kulaklarım tıkalı bu gece,hiç bir şeyi duyamayacak kadar sağırım.Aslında tozlar kadar ağır olduğumuzu fark ediyorum bir anda,eğik eğik süzülen ve kulağıma doğru fısıldayanlar bir şey anlam ifade etmiyor artık.Bir kadın bahçemizde opera yapıyorken kulaklarımı bir anda açıyorum.Bu güzel sesi dinlememek ne mana?Tekrar yazmaya dönüyorum ve her seferinde intihar notu gibi gözüken yazılarıma devam ediyorum.Kendimi aramaya çalıştığımı unutmayın sakın.Ne sonsuz mutluluk,ne de sonsuz acı isterim ben.Orta çağ kalelerinde zamanla uğruyorum şu sıralar.Çayırda dolaşan Orklar ve bana selam veren şirinler geziniyorlar etrafta.Burada ki duygulara ve aidiyet hissine aşina olup bir anda kendimi Andromeda çağına ışınlıyorum ve insanlar robotlar ile aşk yaşamaya başlamışlar bile.Belki de o zamana Dünya kalmaz bilemeyiz ama mecazi de olsa bitirmeden bitiremeyiz.O yüzden bu güzel duyguları ve insanlara olan şükranlarını unutma,egolu olmaktan vazgeçip karşındaki insanları kendine denk olarak gör,çünkü ne bir fazlayız ne de bir eksik.