Gözler Aynı Ama Hep Farklı Görecek

Cahiller Dünya’ya egemen olmuşlar ve onlardan olmayınca sana hep kötü göz ile bakıyorlar.Şiirlerin en narasına hoş geldin arkadaşım.Bir kuş kanadı gibi çarpışan yüreğim son günler çok hüzünlü.Belki de aldırmamalıydım ama sen de bilirsin ki duygularımız var.Gidilecek onlarca yol var iken sadece belirli bir yerde dönüp durmak saçmalıktır.Ya da Paulo Coelho gibi kişisel menkıbelerimizin peşinde gitmeliyiz.Dünyanı değiştirmek senin elinde ve sen ölümüne biraz daha hızlı yaklaşıyorsun.Aşkı,heyecanı,korkuyu ve bir çok duygudan acizsin.Dönüp durduğun bir kaç şey dışında ne yapıyorsun ki?Bazen diyorum ki belki bir kitap yazsam daha çok tutacak,bir şarkı besteleyip söylesem daha çok tutacak ama ne gerek var?Bildiğiniz şeyleri neden hala ben size öğretiyorum anlamış değilim ki zaten bir kulağınızdan girip diğerinden çıktığını hissedebiliyorum.Hep kurduğum düşler vardı.Bir sandalye de yüreği sızlayan kadını oturup saatlerce izlemek gibi ama ne kadın kaldı ne de onun sızlayan dertleri.Ben de o saatten sonra sandalyelere küstüm zaten.Değişiyoruz ve sürekli içimizde bir şeyler ölüyor.Ne olursa olsun geriye dönemiyoruz ve herkes her koşulda kendini haksız görüyor.Kendimize ve onlara şans vermediğimiz için hep kaybetmeye mahkum kalacağız.Sokakta bir ayyaş görüyorum,kitaplarda hüzünlü insanlar,arka mahalle de açlık ile uğraşan aileler,villasında istediği çantayı alamadı diye üzülen kadın,başı boş gezen sokak kedileri,idam emri verilmiş ve elektrikli sandalyede ölümü bekleyen çaresiz insanlar…Hepsinin ortak paydası hüzün.Keşke bizi birleştiren şeylerden bir tanesi de hüzün olsa…

Yolun Karanlık Tarafı,Ananas Hayaller

Yolun yanlışlarına hoş geldiniz.Gül renkli şarap hayallerimiz vardı hep.Burnumuzda tutan tütsülerden de sıkılır gibiydik.Bu paragrafım da yeni yıl ve yeni umutlar ile ilgili bir yazı yazacakken,aldığım bir ölüm haberi beni bu yazıya yazmaya tekrardan itti.Mis gibi kokan ölümün özgürlük oluşu mu yoksa ölümün altındaki dizeler miydi?Ruhumuz zaten ölmüşken,bedenlerimizin ölüşü bize ne fayda sağlayacaktı?Aslında diyebileceğin tek bir şey var;İşte bu kadar.Çabaladığın onca hayat,üzüldüğün ve mutlu olduğun her şeye burada bir nokta kondu ve artık toprağın altındasın.Peki size soruyorum,ölümün olduğu yerde daha ciddi bir şey olamazken,hayatı neden bu kadar ciddiye aldınız? 7 yaşından itibaren okula gitmeye başladığın o hayat sana yine sonunda ölümü sundu.Aynada kendine bak ve yüzünde gördüğün o gerçek yaşı kendine söyle ve ne kadar zamanının kaldığını kendine hatırlat.Hayat tembeller için çok uzun ama hedefi olanlar için çok kısadır ve nereden bakarsanız bakın %92’lik kısım hep hedef kısmındadır.Ruhumuzu saymıyorum bile çünkü o zaten çoktan kendini kaybetmişti.Ölene kadar vakit geçirebileceğin onca şey varken,sen şehir hayatında kaybolmayı seçtin.Hiç bir şeyi zamanında ve istediğin gibi yapamadın.İsteklerin için değil,onlar istedikleri için çabaladın ve sen,sen olarak değil başkası olarak öldün.Yapmacıklık bu Dünyamızın temelini oluşturan şey.Güzel paralar,güzel eşyalar,4 duvar Dünya diye diye ilk ruhumuzu öldürdük.Demlene demlene de bedenimiz arkamızdan geliyordu.Güzel dostluklar kuramayıp ruhumuzu beslemeyi unuttuk,güzel bir insan sevemeyip ruhumuzu beslemeyi unuttuk,bir ağaca sarılmadan ruhumuzu beslemeyi unuttuk.Gezecek onlarca Ülke varken sadece bir sokakta aciz olarak vefat ettin sen.Dile gelmeyen yazıları okumak ve yazmak ne kadar kolay değil mi?İşte temellerimizden bir tanesi,gerçeklikten kaçmak.İşte bu yüzden sosyal medya kullanıyoruz ya.Ne olursak olalım yine gelemedik.İlk sayfada canlı bir gül olmak varken,2.sayfa sonlarında kurumayı tercih ettiniz.Unutmayın ki ölüm var.Ruhun hep mutlu olsun.Huzur içinde yatsın…